Ergenekon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ergenekon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Nisan 2009 Cuma

Eroğlu: Artık oyun bitti, CTP’nin pili de bitti



Sevgi YALMAN


Ulusal Birlik Partisi (UBP) en kalabalık ve görkemli mitingini dün akşam Gazimağusa Namık Kemal Meydanı’nda gerçekleştirdi.


Yeşilırmak’tan Karpaz’a kadar akın akın Gazimağusa’ya gelen UBP’liler kenti kilitledi. Araç konvoylarının bir kısmı sıkışıklıktan dolayı kale içine giremedi. Mahşeri kalabalık, meydana sığmayınca meydana açılan yan yollara taştı.


UBP Genel Başkanı Derviş Eroğlu’nun meydana gelişi sırasında Turgut Göçer isimli vatandaş fenalaşarak bayıldı. Bin bir zorlukla meydana gelen ambulans, baygın vatandaşı alarak Gazimağusa Devlet Hastanesi’ne götürdü. Eroğlu konuşmasını yaparken, ambulans ikinci kez meydana geldi ve sıkışıklıktan düşüp ayağını kıran Zerrin Sümer isimli kadını hastaneye yetiştirdi. Eroğlu, bu yüzden konuşmasına geç başlarken, bir ara elektrikler de kesilince konuşmasına kısa bir süre ara vermek zorunda kaldı. UBP lideri Eroğlu’nun mahşeri kalabalık nedeniyle çok mutlu, duygulu ve heyecanlı olduğu da gözlendi. CTP-BG ile UBP’nin paylaşamadığı liman işçileri oldu. Bir gece önce CTP’nin mitinginde açılan “Liman işçileri yeşil yolda” pankartına nazire olarak dün akşam da UBP mitinginde “Liman işçileri Doğru Yolda” pankartı açıldı.


“CTP’yi sandığa gömeceğiz”



Gecikmeler nedeniyle saat 21.00 sıralarında başlayan mitingde ilk olarak adaylar tanıtıldı. Daha sonra kürsüye gelen UBP Gazimağusa İlçe Başkanı Ahmet Kaşif kısa bir konuşma yaparak, “beceriksiz iktidarı sandığa gömeceklerini” ve bu ülkenin tek lideri olan Eroğlu’nu başbakan yapacaklarını söyledi. “Gazimağusa’dan UBP iktidarını ilan ettik” şeklinde konuşan Kaşif, CTP’yi mahşeri kalabalığı görmeye davet etti. Kaşif, CTP’nin “geri dönme ilerle” sloganına da atıfta bulunarak, “ama hisara tosladın, daha nere giden” şeklinde konuştu. Hasat zamanın geldiğini, 48 saat sonra CTP-BG’nin başaklarını keserek sandığa gömeceklerini de iddia eden Kaşif, 72 saat sonra iktidara yürüyeceklerini ifade etti.
“Cümbeze değil aslana”
Eşi Meral Eroğlu ile birlikte kürsüye gelen Derviş Eroğlu, konuşmasına CTP’ye çatarak başladı. Başbakan Ferdi Sabit Soyer’in bir önceki akşam tarihi cümbez ağacına konuştuğunu ve dertleştiğini söyleyen Eroğlu, Gazimağusalıların “git derdini aslana anlat” tabirine atıfta bulunarak, “Aslında liman kapısındaki aslana gitmesi lazımdı ama gitmedi, gitmediyse 19 Nisan akşamı gidecek” dedi. Eroğlu, CTP liderinin suyunu kaybetmiş balığa döndüğünü, her gün yeni bir yalan çıkararak kendini Ergenekoncu ilan ettiğini, ancak UBP’nin tek başına iktidara gelmesini engelleyemeyeceğini ifade etti. Eroğlu, elektriklerin bir süre kesilmesinden sonra da “ışıkları kesseler de bu meydanı karanlıkta bıraksalar da CTP’nin gideceğine karar verdiniz madem konuşmasak da olur” şeklinde konuştu.


“CTP’nin beslemesi ÖRP”



Eroğlu, CTP’nin beslemesi ÖRP ile hala daha iktidara geleceğini sandığını, CTP’nin milletvekili piyasası kurulmasına neden olduğunu ileri sürerek, “CTP miadını doldurdu, ÖRP ise zaten doğmadan öldü” şeklinde konuştu. CTP’nin, bütçeyi tükettiği ve çözüm ve AB’nin arkasına saklanmak için erken seçim kararı aldığını da savunan Eroğlu, “ilerlemek için değil, devlet kurmak için yürek ister. Biz yürekliyiz. Devletine inanan ve KKTC’yi savunan UBP iktidara gelecek, çözümü de UBP sağlayacak” dedi. CTP’nin liman işçilerine oyun oynadığını, günlük yevmiye ile çalışan çocukları kandırdığını ve onlara 15 günde bir ödenecekleri vaadini yaptığını da ifade eden Eroğlu, bu vaadin yalan olduğunu, liman şirketini kendilerinin kurduğunu, şirket devam edecekse UBP’nin bu işçileri şirketin ortağı yapacaklarını söyledi.
Karpaz’da gizli toplantılar
Derviş Eroğlu, Soyer ve Sonay Adem’in Karpaz’da gizli toplantı yaparak CTP’ye oy talep ettiklerini, CTP’ye vermezlerse ÖRP veya TDP’ye oy vermelerini istediklerini de ifade ederek, CTP’nin “bu küçük partilerle” hükümet kurma arzusunda olduğunu da ileri sürdü.


Miting, Türkiye’nin ünlü sanatçısı Yusuf Güney’in konseri ile sona erdi.

13 Nisan 2009 Pazartesi

Ergenekon, KKTC'ye de uzandı... Tam da seçimler gelmiş ve Denktaş'ın partisi anketlerde öne geçmişken: DENKTAŞ VE EROĞLU İÇİN SORUŞTURMA TALEBİ

EROĞLU: DAVA AÇMASI GEREKEN TARAF BENİM
KKTC'deki ana muhalefet Ulusal Birlik Partisi (UBP) Genel Başkanı Derviş Eroğlu, Türkiye'deki Ergenekon soruşturması iddianamesinde adı geçmesinden dolayı, KKTC Başbakanı Ferdi Sabit Soyer'in, söz konusu iddiaların araştırılması için Başsavcılıktan soruşturma yapılması talebinde bulunması konusunda, ''Aslında dava açması gereken taraf benim, o hakkım saklıdır'' dedi.
UBP Genel Başkanı Derviş Eroğlu, partisinin Lefkoşa Gönyeli mitinginde, konuyla ilgili olarak AA muhabirine yaptığı açıklamada, şunları söyledi: ''Biz, bunları ciddiye almıyoruz. Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) oylarını kaybettikçe ne yapacağını şaşırmıştır. Büyük bir şaşkınlık içerisinde ne olduğunu bilmediği metinleri bile oy getirecek düşüncesiyle kullanmaya çalışıyor.
UBP böyle bir olay içerisinde olmaz, olamaz.'' Soruşturma talebi konusunda avukatlara danışacağını belirten Eroğlu, ''Aslında dava açması gereken taraf benim, o hakkım saklıdır'' diye konuştu.

AYRINTILAR

KKTC Başbakanı Ferdi Sabit Soyer, Türkiye'deki Ergenekon soruşturması iddianamesinde adı geçen KKTC'nin 1. Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ve eski başbakanlardan, ana muhalefet Ulusal Birlik Partisi (UBP) Genel Başkanı Derviş Eroğlu hakkındaki iddiaların araştırılması için Başsavcılıktan soruşturma yapılması talebinde bulundu.
KKTC Başbakanlık Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğünden konuya ilişkin yapılan yazılı açıklamada, Türkiye'de hazırlanan iddanamenin bir bölümünde Ulusal Birlik Partisi Genel Başkanı Dr. Derviş Eroğlu ve Eski Cumhurbaşkanı Rauf Raif Denktaş hakkında iddialar bulunduğu belirtildi.
Açıklamada söz konusu iddiaların çok ciddi olması ve kamu yararı gereği KKTC yasal mevzuatı uyarınca da soruşturma yapılması talebinde bulunulduğu kaydedildi.KKTC Başbakanı Ferdi Sabit Soyer, Bakanlar Kurulu toplantısına girerken yaptığı açıklamada, iddianameyle ilgili ek dokümanlarda, "1998 seçimlerinde dönemin Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ı ekarte etmek için UBP'yi organize şekilde, maddi menfaatler, baskı ve şantajla öne çıkarmaya çalışan organize bir çalışma yapıldığının ortaya çıktığını" belirtti.Soyer, Ergenekon soruşturması çerçevesinde hazırlanan iddianameyle ilgili ek dokümanların geldiğini ve bunları okuyunca "dudaklarının uçukladığını" ifade etti.

RAUF DENKTAŞ: CİDDİYE ALMIYORUM

KKTC'nin 1. Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Başbakan Ferdi Sabit Soyer'in hakkında soruşturma yapılması talebini, ''ciddiye almadığını'' söyledi.Denktaş, ''Çünkü yargı tarafından kanıtlanmamış, yargıdan geçmemiş, sızdırma bir belge var, basına sızdırılmış. Ve yine seçimler öncesi bir sızdırma vardır. Bu, seçimlere müdahale için yapılan bir tertip de olabilir. Onun için bekleyelim görelim, ne olacak'' dedi.KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ise Ergenekon soruşturmasının Kıbrıs ile ilgili bağlantılarını gazetelerde görünce ''irkildiğini'' söyledi.

EROĞLU: DAVA AÇMASI GEREKEN TARAF BENİM

KKTC'deki ana muhalefet UBP Genel Başkanı Derviş Eroğlu, KKTC Başbakanı Ferdi Sabit Soyer'in, Başsavcılıktan soruşturma yapılması talebinde bulunması konusunda, ''Aslında dava açması gereken taraf benim, o hakkım saklıdır'' dedi.Eroğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ''Biz, bunları ciddiye almıyoruz. Cumhuriyetçi Türk Partisi oylarını kaybettikçe ne yapacağını şaşırmıştır. Büyük bir şaşkınlık içerisinde ne olduğunu bilmediği metinleri bile oy getirecek düşüncesiyle kullanmaya çalışıyor. UBP böyle bir olay içerisinde olmaz, olamaz.

ERDOĞAN: YARGI GEREĞİNİ YAPACAKTIR

Başbakan Erdoğan, "'Ben suç duyurusu, soruşturma bunları bilemem. Ancak bir şeyi bilirim; bu bir yargı sürecidir ve dolayısıyla yargı sürecine yönelik olarak benim herhangi bir açıklama yapmam doğru değil. Eğer yargı sürecinin Kıbrıs'a yansıyan bir yanı varsa, şüphesiz orası ile ilgili de yargı, yasalar içinde gerekeni yapacaktır. Temennimiz odur ki bu süreç aydınlansın" dedi.

12 Nisan 2009 Pazar

KKTC Hakkında Konuşmak ve AZİZ ÜSTEL


KKTC hakkında konuşmak ve AZİZ ÜSTEL
Yazı öyle bir güçtür ki mermi gibidir, küfür gibidir. Her ikisi de ağızdan çıktıktan sonra dönüşü yoktur! Kıvırabilirsin öyle söylemek istemedim yanlış anlaşıldı vesaire vesaire.
Aziz Üstel. Star Gazetesi köşe yazarı. Galatasaray hakkında söz sahibi. İstediği yorumu yapabilir; bilgilidir. Ama insanın susması gereken (bilmediği konularda) zamanlar vardır ki adam zannetsinler misali.
Ey Aziz Üstel öyle bir konuya değindin ki sana on gömlek büyük! Sana göre stratejik önemi olmayan KKTC bizim için bir yük, bir kambur, bir safra… “At veya ver ve kurtul” dan ibaret. Aman senin verdiğin vergiye bir şey olmasın. Ne kadar vergi verdiğini de bilmiyoruz ya. Bu düz mantığa göre Çorum’un veya Denizli’nin de stratejik bir önemi yok. Oralara da senin o meşhur verdiğin vergilerinden ödemeler yapılıyor. Oraları da gözden çıkaralım istersen.
Neden bunları yazıyorum biliyor musunuz? Vatan toprağımız olan, bizim için Diyarbakır, Trabzon, Urfa, Şırnak ne ise Lefkoşa, Gazi Magusa, Güzelyurt, Girne’si de öyle olan can verdiğimiz ve seve seve tekrar verebileceğimiz KKTC.
KKTC’yi küçümseyen, Dr. Fazıl Küçük’ten sonra gelmiş ikinci lidere hakarette bulunabilen bir zavallı; Aziz Üstel.
Lütfen aşağıda yer alan yazısını okuyun ve tüm çevrenize iletin. Ve Allahınıza şükredin bu ve bunun gibi insanlara rağmen bu TC ve KKTC hâlâ ayakta. Tanınsa da tanınmasa da…
İt ürür kervan yürür.
Saygılarımla
Sabih Samur







Veli Küçük’ün kankası, son derebeyi Denktaş, Ergenekon sofrasında!

KKTC diye adlandırdığımız, senin benin vergimle tam tamına 35 yıldır ayakta tuttuğumuz Akdeniz’de, ki bu adanın kuzeyi, aslında devlet mevlet değil, bir kişinin derebeyliğidir.

Bundan yıllar önce stratejik önemi çok büyüktür denmiş, o gün bu gündür de bu hikaye bir palavra olarak dolanır durur ortalıkta. Herhangi bir kurmaya sorun. Size bugünün dünyasında KKTC’nin askeri anlamda stratejik hiçbir değeri ve anlamı olmadığını söyler.

Adanın bu bölünmüşlüğü, Kuzey Kıbrıs’lılara da büyük zarar verir aslında. Çünkü güneyi AB üyesiyken kuzeyi, gelişmemiş, Türk vatandaşlarının vergileriyle ayakta duran, bir derebeyliktir. Güney’de kişi başına yıllık gelir 20 bin doları geçmişken Kuzey bunun neredeyse altıda biridir. Adına KKTC dersiniz, ama TC’den başka böyle bir yeri ne tanıyan vardır ne de ağzına alan.

Örneğin bir Türk futbol takımı KKTC’ye gidip maç yapsa, hem TFF hem de o takım UEFA’dan ceza üstüne ceza yer. Bunca yıldan sonra KKTC kumar sanayi ile ayakta durabilmektedir senin benim vergimin dışında, bir de türlü çeşitli hatun kişilerin alacakaranlıkta ortaya çıkmasıyla!



Böyle bir derebeyliğin daha uzun süre ayakta kalabilmesi için, Türkiye’de Ergenekon’un özlemini çektiği bir yönetimin, yani ‘vurdum mu oturturum’ anlayışını benimsemiş, 12 Eylül türü bir hükümetin olması gerekir.



O da yok.



Ne var?



KKTC Başbakanı Ferdi Soyer’in de açıkladığı gibi, Rauf Denktaş’ın ve Derviş Eroğlu’nun kendilerine Ergenekon sofrasına yer arama hamleleri var! Ya da iddia bu yolda! Soyer, hem Denktaş hem de Eroğlu’yla ilgili soruşturma isteminde bulundu. İddiaların çok ciddi olduğunu ve kamu yararı gereği, KKTC yasaları çerçevesinde soruşturma yapılacağını açıkladı.

Veli Küçük’ün bir dönem KKTC’yle ‘yakından ilgilendiğini’, orada vurulan gazeteciyi, Barnabas’ın mezarı olduğu söylenen yerin Küçük’ün adamlarınca talan edildiği ileri sürülmüştü zaten. KKTC’de soruşturma açılmasına neden olan belgelerde Ergenekon Üst Kurulu’nun, seçimleri etkilemek için adaya 20 milyon dolar gönderdiği ve bu paralarla seçime ne tür hileler karıştırılmak istendiği öne sürülüyor.

Bu üst kurul, 1998 seçimlerine müdahelede başarılı olduğunu açıkladıktan sonra, kolları sıvayıp 1999 Türkiye seçimlerine yönelmiş...

Bunlar doğru olsun olmasın: Artık adanın birleşme zamanı gelmiş de geçmektedir. Hedefi AB üyeliği olan Türkiye için de bu ‘olmazsa olmaz’lardan biridir. Kürt açılımı, Ermeniler’le ilişkileri geliştirme girişimleri, Türkiye’nin dünyada git gide yükselen değeri, bu çıban başının gündemden düşmesini gerekmektedir! Haklı olduğumuz kimi davalarda, KKTC karşımıza bir koz olarak sürülüyor. Onun için de bu kozun, masadan Türkiye’nin kabul edebileceği bir biçimde çözümü şart oldu!

15 Kasım 2008 Cumartesi

Kıbrıs bizim canımız, feda olsun AB’ye










ALTEMUR KILIÇ
Yeni Alanya Kılıç
------------------------
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti 25 yıl önce bugün, 15 Kasım 1983’te çok kan ter gözyaşı döküldükten sonra Türk Ordusu’nun 20 Temmuz 1974’de Rumların Enosis macerasını bitirmesinden sonra ilan edildi! Unutmak, maalesef milli zaafımız! Kıbrıs’ta 1945’ten sonra İngiltere müstemlekelerini tasfiye ederken Kıbrıs'tan da çekiliyordu... Bu sırada Türkiye’nin o zamanki Dışişleri Bakanı Profesör Fuat Köprülü inanılmaz bir gafletle, “Kıbrıs diye bir sorunumuz yok” demişti ama Rumların, Yunanlıların emelleri vardı. Başpiskopos Makarios’un himayesinde Yunan Subayı Grivas’ın yaptıklarını banyo küvetinde öldürülen bebeklerin fotoğraflarını, mücadelenin ilk öncüleri Dana Efendi ve Fazıl Küçük’ü unuttuk! Sonra da Makarios Cumhuriyeti aldatmacasını da unuttuk… Kanları pahasına savaşan TMT mücahitlerini ve onlara komutanlık yapan adsız kahraman subaylarımızı kim hatırlar! Büyük Lider Rauf Denktaş şükürler olsun ki yaşıyor! Ama onun makamında işbirlikçi Mehmet Ali Talat oturuyor ve bırakırsak KKTC’yi bitirmek üzere… Ve maalesef Annan Planı fiyaskosunun mimarı AKP de buna yardım ediyor! Acı olan, Kıbrıs halkının bir kısmı da teslimiyetçi. AKP de, onlar da AB hayali uğruna!
TESLİMİYET KOMPLOSU
Şimdi teslimiyetçilerin KKTC’ye kurmak istedikleri tuzak ortaya çıktı! KKTC’nin kurucusu 1. Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Ümraniye (Ergenekon) davası ile Kıbrıs arasında kurulmak istenen bağlantıya dikkat çekti. BRT televizyonundaki bir programda, “Bana kadar parmağını uzatanlar oldu. Bunlar safsata. Kıbrıs’ta fedakârlık yapılacaksa, halkın kabul etmeyeceği şeyler yapılacaksa, direneni suçlayarak zayıflatmak bir siyasettir”… Oyunun amacı masadan kalkılmayacak ama baskı bize gelecek. Kıbrıs teslimiyete gidiyor. Türk askeri başı eğik, bayrağını toparlayıp, şehitlerin kemiklerini torbaya koyup Anadolu’ya dönecek böyle gidersek... Türk milleti buna layık mı, olacak iş mi bu?
TAHA AKYOL FİLAN!
Taha Akyol’u milliyetçi olarak tanımıştım! MHP yayın organı Hergün Gazetesi’nin Genel Yayın Müdürü ve Başyazarı idi! O zaman yazdığı ateşli yazılar bulunsa da okunsa! 12 Eylül’de bu sıfatla hapis yattı. Sonra ne olduysa oldu, herhalde para ağır bastı. Bu zat 180 derece döndü. Bu adam takkeli bir liboş oluverdi. İnsanlar düşünceleri yönünde yer değiştirler ama para karşılığı böyle döneklik başka bır maharet ve karakter ister! Zamana ve zemine göre renk değiştirene ne denir? Bu hep bilgiçlik taslar. Boyuna Mustafa Kemal’le uğraşır. Tarihin çöğdüklerinde dolaşarak “Hangi Atatürk?” diye sorar. Yani Mustafa Kemal'in mevsime göre değişen yani kendisi gibi bir adam olduğunu kanıtlamaya çalışır! O’nu yıpratmaktır gizli amacı! Son olarak “Atatürk’ü okumak” başlığı altında iki yazı yazmış. Bu yazısında da “Atatürk’ü tabii kendisine göre doğru okumakla bu şekilde araştırmalarıyla, Atatürk'ün değişik dönemlerdeki politikaları ve görüşleri kavranabilir” diyor. Her yazısında yaptığı gibi O’nun Nutuk’unu referans tanımıyor! Bu yazılarda söyledikleri ayrı bir konu! Fakat Akyol lütfetmiş, “Atatürk’ü okurken” hatta Kılıç Ali falan gibi ikinci sınıf adamların anılarını da incelemek gerekir” demiş! Evet, bilhassa Akyol babamın anılarını dikkatle okumalı. O anılarda ibret alınacak çok şey var. Ve de babamın ne tür bir adam ve Atatürk sevdalısı, gönüllüsü olduğunun kanıtları da var. Taha orda sözü geçen gafiller ve hainler” arasında kendisini de bulabilir! Atatürk'ü ve babamı bu gafil ve hainlere karşı savunmak boynumun borcu. Kılıç Ali, Mustafa Kemal’in yanındaki falan gibi ikinci sınıf adamlardan değildi! Akyol filan gibiler, onun onların ayaklarına su dökemezler! Hem Kılıç Ali'ler, Balkan Harbi’nde savaşır, Çanakkale’de yaralanırlarken Kurtuluş Savaşı’nda, iç ve dış filanlarla mücadele ederken, şimdi Atatürk'e ve ona laf atanların babaları, dedeleri, acaba neredeydiler? Özellikle Taha Akyol’un? Daha önce sormuştum, gene soruyorum: Boğazlıyan Kaymakamı şehit Kemal Bey’in Nemrut Mustafa Paşa Harp Divanı’nda idam edilmesine, tanıklık ederek sebep olan Yozgat Müftüsü Taha Akyol’un dedesi mi? Tabii, akrabalık suç değil, ama malum, soydur çeker…